Felsefe

Boethius’un Felsefenin Tesellisi Eserinde Kader, Mutluluk ve Tanrı İlişkisi

Yüksek lisans döneminde deneme niteliğinde yazdığım bu çalışma, Boethius’un Felsefenin Tesellisi adlı eserinde ele aldığı kader, mutluluk ve Tanrı kavramları arasındaki ilişkiyi incelemektedir.

GİRİŞ

Boethius, tutsak edildiği zindanda kederli şiirler yazarken karşısına Felsefe çıkar. Felsefe, onun içinde bulunduğu ruhsal karmaşayı görür ve bu fırtınalı durumdan kurtulması için ona yardım etmek ister. Boethius, gençliğinde Felsefe’nin öğrencisi olmuş, onun öğretilerinden beslenmiş bir düşünürdür. Başlangıçta Felsefe’yi tanımasa da yüzüne dikkatle baktığında öğretmenini hatırlar. Böylece aralarında uzun bir diyalog başlar.

Boethius, Felsefenin Tesellisi adlı eserinde Felsefe’yi bir öğretmen ya da dadı gibi tasvir eder. Bu diyaloglar aracılığıyla içinde bulunduğu umutsuzluk halinden kurtulmaya ve Felsefe’nin ifadesiyle “iyileşmeye” çalışır. Ancak artık eskisi gibi zihni berrak bir öğrenci değildir. Kafası karışmış, doğru yolu kaybetmiş ve duygularına yenilmiş bir durumdadır. Bu nedenle Felsefe, onu yeniden doğru düşünceye yönlendirmek için çeşitli “ilaçlar” sunar. Bu tedavinin ilk adımı ise unutulan doğruların yeniden hatırlanmasıdır.

Boethius, yaşamı boyunca şan ve onur basamaklarını hızla tırmanmış bir devlet adamıdır. Ancak onun hikâyesi yalnızca bireysel bir hikâye değildir; sembolik olarak bütün insanları temsil eder. Boethius’un diğer insanlardan temel bir farkı yoktur. O da birçok insanın arzulayacağı zenginliğe, saygınlığa ve toplumsal konuma ulaşmış bir ölümlüdür. Ancak tıpkı diğer insanlar gibi bir yanılgıya düşer ve elde ettiği şeylerin gerçekten kendisine ait olduğunu düşünmeye başlar.

Boethius’un yaşamı bu yanılgının anlatılması için uygun bir örnektir. Sevgi dolu bir eşe, soylu ve güçlü bir kayınpedere ve iki yetenekli çocuğa sahiptir. Birçok insanın hayal edeceği bir hayat sürmüş, saygınlık ve güç elde etmiştir. Buna rağmen kader çarkı döner ve onu zirveden aşağıya indirir.

Boethius tüm bu ayrıcalıklara rağmen felsefeden uzaklaşmamış, adaletli bir yönetici olmaya çalışmış ve halkın çıkarlarını gözetmiştir. Bu nedenle kendisini iyi bir insan ve bilge olarak görmektedir. Ancak sürgün edilmesi onu derinden sarsar. Hayatı boyunca iyi olanı yaptığına inanan Boethius, bu sürgünü bir haksızlık olarak görür ve kadere isyan eder.

Felsefe ise onun bu tavrını eleştirir. Ona göre Boethius yalnızca hasta bir ruh haline girmiştir; tamamen kaybolmuş değildir. Bu nedenle Felsefe, onun zihnini yeniden düzenleyerek kadere, mutluluğa ve Tanrı’ya dair doğru anlayışı hatırlatmaya çalışır.

KADER

Kaderin kabul edilmesi, kaderin getireceği her şeyi kabul etmek anlamına gelir. Kaderin evrende belirli bir düzeni ve yapısı vardır. Bu düzeni kavrayan kişi, kaderin sonuçlarından dolayı onu suçlayamaz. Çünkü kader kendi doğasına uygun şekilde işlemektedir.

Bu düzeni anlamayan kişi ise kaderi adaletsizlikle suçlayabilir. Boethius da başlangıçta böyle davranır. Ancak bu tutum kaderin doğasını kavrayamamaktan kaynaklanmaktadır. Bir varlığın doğasını ve amacını bilen kişi, onun eylemlerini de doğru biçimde yorumlayabilir. Aynı şekilde kaderin doğasını anlayan kişi de onun işleyişini kavrayacaktır.

Boethius’un kaderle yüzleşmesi bu nedenle önemlidir. Kader onun karşısına çıkar ve yakınmalarının yersiz olduğunu açıklar. Bu açıklama yalnızca Boethius’a değil, bütün insanlara yöneliktir.

Kader insanın elinden hiçbir şey almamıştır; çünkü insan doğduğunda zaten hiçbir şeye sahip değildir. Şan, zenginlik, makam ve ünvan gibi şeyler insanın doğasında bulunan varlıklar değildir. Bunlar kader tarafından verilmiş ve yine kader tarafından geri alınabilecek şeylerdir.

Kader bu durumu bir oyun olarak tanımlar. Doğası gereği bazen insanları yükseltir, bazen de düşürür. Bu döngü kaderin temel özelliğidir. İnsanlar kaderin verdiği şeylere bağlandıklarında hata yaparlar. Çünkü bu şeyler kalıcı değildir.

Kaderi anlayan insan, onun verdiği şeylere körü körüne bağlanmaz. Bu nedenle onları kaybettiğinde Boethius gibi isyana kapılmaz. İnsan başlangıçta hiçbir şeye sahip olmadığını kabul ettiğinde gerçek mutluluğun dış dünyada olmadığını da fark eder.

Bilge insan mutluluğu dışsal varlıklarda değil, kendi özünde arar. İnsan kendi doğasına uygun yaşadığında ve kendi amacına yöneldiğinde, dış dünyadaki değişimler onun içsel huzurunu sarsamaz.

MUTLULUK

Boethius’un anlatımında kader bir bakıma insanları sınayan bir güç gibidir. İnsanları dünyevi değerlerle sınar ve bu sınavı yalnızca bilge kişiler geçebilir.

İnsanlar çoğu zaman mutluluğu servette, şöhrette ve güçte ararlar. Tarih boyunca insanlar zenginlik elde etmek, ün kazanmak ve saygın bir konuma ulaşmak için mücadele etmişlerdir. Ancak bu tür kazanımlar gerçek mutluluğu sağlayamaz.

Gerçek mutluluk tam ve bölünmez olmalıdır. Oysa dünyevi kazanımlar eksiktir ve insanı sürekli yeni arzuların peşinden sürükler. İnsan ne kadar zengin olursa olsun, daha fazlasını istemeye devam eder.

Bunun nedeni, insanın mutluluğu yanlış yerde aramasıdır. İnsan doğası gereği mutluluğu arar, fakat çoğu zaman bu arayışı hazlara yönelterek yanlış bir yol izler.

Bu durum insanı doğasından uzaklaştırır. İnsan mutluluğu ararken kendi özünü kaybetmeye başlar. Oysa gerçek mutluluk insanın kendi doğasına dönmesiyle mümkündür.

Boethius’a göre mutluluk ile iyi arasında doğrudan bir ilişki vardır. İnsan her zaman iyiye yönelen bir varlıktır. Kötülük ise iyinin aranmasında ortaya çıkan bir sapmadır.

Bu nedenle insanlar aslında bilerek kötülük yapmazlar. Kötülük, insanın iyiyi yanlış yerde aramasının sonucudur. İnsan doğasından uzaklaştıkça iyiden de uzaklaşır.

Gerçek mutluluk ise en yüksek iyide bulunur.

TANRI

Boethius’un düşüncesinde insan doğasının iyiliğe yönelmesi fikri büyük ölçüde Platoncu bir etki taşır. Özellikle Platon’un Timaios diyaloğundaki kozmolojik düşünceler Boethius’un Tanrı anlayışıyla benzerlik gösterir.

Platon’a göre evren kendine yeterli ve bütün bir yapı olarak tasarlanmıştır. Tanrı evreni kusursuz bir düzen içinde yaratmıştır. Bu nedenle evren başka hiçbir şeye ihtiyaç duymaz.

Boethius da Tanrı’yı mutlak iyiliğin ve mutluluğun kaynağı olarak görür. Tanrı tam ve yetkin bir varlıktır. Mutluluk, iyilik ve mükemmellik Tanrı’da birleşir.

İnsan mutluluğa yaklaştıkça aynı zamanda tanrısal olana da yaklaşır. Çünkü en yüksek iyi Tanrı’dır.

Tanrı aynı zamanda zamanın dışında var olan bir varlıktır. İnsan geçmişi, şimdiyi ve geleceği ayrı ayrı algılar. Ancak Tanrı tüm zamanı aynı anda kavrar. Bu nedenle insanın yapacağı eylemleri önceden bilir.

Buna rağmen insan eylemlerinde özgürdür. Tanrı’nın bilgisi insanın özgürlüğünü ortadan kaldırmaz; yalnızca insanın eylemlerinin sonuçlarını kapsayan daha geniş bir bakış açısını ifade eder.

SONUÇ

Boethius zindana düştüğünde kaderine isyan eden bir ruh haline sahiptir. Felsefeyi unutmuş ve mutsuzluk içinde şiirler yazmaktadır. Ancak Felsefe’nin rehberliği sayesinde yeniden düşünmeye başlar.

Bu süreç bir tür ruhsal tedavi olarak tasvir edilir. Önce kaderin doğası anlaşılır, ardından mutluluk ve iyilik arasındaki ilişki açıklanır. Son olarak Tanrı kavramı bu düşünce zincirinin merkezine yerleşir.

İnsan doğası gereği iyiliğe yönelen bir varlıktır. Ancak çoğu zaman dünyevi arzuların peşinden giderek bu yönünü kaybeder. Bu durum kötülüğün ortaya çıkmasına neden olur.

Gerçek mutluluk ise yalnızca en yüksek iyide, yani Tanrı’da bulunabilir.

Boethius’un düşüncesi bu yönüyle Platoncu felsefenin güçlü etkilerini taşır. Özellikle insan doğasının iyiliğe yönelmesi ve Tanrı’nın yetkin bir bütünlük olarak kavranması, Platon’un düşüncelerini hatırlatır.

Sonuç olarak Felsefenin Tesellisi, insanın kader, mutluluk ve Tanrı arasındaki ilişkiyi anlamaya yönelik derin bir felsefi sorgulamadır. Boethius’un yaşadığı kişisel trajedi, insanın evrensel varoluş sorunlarını tartıştığı bir düşünce alanına dönüşür.

KAYNAKÇA

Boethius, (2015). Felsefenin Tesellisi (Çev. Ç. Dürüşken). İstanbul: ALFA Felsefe (Özgün çalışma M.S. 524).

AKGÜN, T . (2015). Boethius’ta Tanrı, Sıfatları Ve Teleolojik Delil. Dini Araştırmalar , 18 (46 (15-06-2015)) , 126-147.

Platon, (2015). Timaios (Çev. F. Akderin). İstanbul: Say Yayınları. YILDIZ, A . (2018). Boethıus’un Felsefenin Tesellisi İsimli Eserinde İnsanın Mutluluğu ve Felsefe’nin İşlevi. Bilimname , 2018 (36) , 9-44.